Hergün TV Hava Durumu E-Gazete İlanlar
GENEL

Dünya yoruldu…

Tarih12 Haziran 2026 10:29 Okuma2 dk Görüntülenme12
Dünya yoruldu…
Savaşlardan, öfkeden, kibirden, çıkar hesaplarından yoruldu.
İnsanlık; gökdelenler yükseltirken vicdanını küçültmeyi başardı.
Teknoloji büyüdü ama merhamet aynı hızda büyümedi.
Kalabalıklar arttı, yalnızlık derinleşti.
İnsan çoğaldı, insanlık azaldı.

Bugün insanlar birbirine çok yakın; ama birbirine dokunamayacak kadar uzak.

Gazze’de bir çocuk, bir parça ekmek kuyruğunda hayatını kaybediyor.
Ukrayna’da bir anne, bombalanan evinin enkazı başında çocuğunun oyuncağını arıyor.
Afrika’da milyonlar temiz suya ulaşamıyor.
Ege’de ve Akdeniz’de insanlar umut uğruna botlarla ölüme sürükleniyor.
Dünyanın bir yanında sofralardan tonlarca yemek çöpe atılırken, başka bir yanında çocuklar açlıktan uyuyor.

Doğa da yoruldu…

Ormanlar yanıyor.
Denizler plastikle doluyor.
Dereler kuruyor.
Beton büyüyor, ağaç küçülüyor.
İnsan, toprağına bile yabancılaşıyor.

Şehirler büyüyor ama komşuluk ölüyor.
Aynı apartmanda yaşayan insanlar birbirinin adını bilmiyor artık.
Çocuklar sokakta değil, ekran karşısında büyüyor.
Yaşlılar kalabalık şehirlerin ortasında sessizce yalnızlaşıyor.

İnsanlık hız çağında yaşıyor ama vicdan gecikiyor.

Tam da böyle zamanlarda insan, bazı cümlelerin neden yıllar geçse de eskimediğini daha iyi anlıyor.

Cengiz Aytmatov yıllar önce aslında bugünün dünyasını anlatıyordu:

“Sevgi neydi?
Sevgi;
sahip çıkan dosttu,
sıcak insan eliydi,
insan emeğiydi.
Sevgi iyilikti.
Sevgi emekti.”

Belki de insanlığın kaybetmeye başladığı şeyi en sade hâliyle anlatıyordu Aytmatov.
Çünkü sevgi artık yalnızca bir duygu olmaktan çıkarıldı; tüketilen, hızla harcanan bir gösteriye dönüştürüldü.
Oysa onun anlattığı sevgi; emekti, sadakatti, vefaydı.
Bir insanın başka bir insanın yükünü omuzlamasıydı.

Bugün dünyanın eksikliği teknoloji değildir.
Dünyanın eksikliği; insanın insana yeniden insan gibi bakabilmesidir.

Sevgi yalnızca romantik bir duygu değildir.
Sevgi; sahip çıkmaktır.
Bir dost dara düştüğünde yanında durmaktır.
Bir annenin uykusuz gecesidir.
Bir babanın sessiz fedakârlığıdır.
Bir öğretmenin öğrencisine duyduğu inançtır.
Bir milletin vatanına bağlılığıdır.

Toprağını korumak sevgidir.
Zeytinliğine sahip çıkmak sevgidir.
Bir ağacı kesilmesin diye savunmak sevgidir.
Bir çocuğun başını okşamak sevgidir.
Bir yaşlıyı unutmamak sevgidir.
Komşusunun aç yatmasına razı olmamaktır sevgi.
Kötülüğün sıradanlaşmasına rağmen insan kalabilmektir sevgi.

Bugün insanlık tam da bunu kaybediyor.

Her şeyi hızla tüketen çağımız; duyguları da, dostlukları da, insan ilişkilerini de tüketiyor.
İnsanlar artık birbirini anlamaya değil, birbirini yenmeye çalışıyor.
Dinlemek yerine bağırıyor,
sevmek yerine kullanıyor,
inşa etmek yerine kutuplaştırıyoruz.

Oysa bir ülkeyi ayakta tutan yalnızca ekonomi değildir.
Bir milleti geleceğe taşıyan yalnızca teknoloji değildir.
Bir toplumu ayakta tutan şey; birbirine duyduğu güven, merhamet ve sevgidir.

Çünkü sevgi yoksa adalet kurur.
Sevgi yoksa vicdan susar.
Sevgi yoksa toplum çözülür.

Belki bugün dünyanın en büyük ihtiyacı yeni silahlar değil, yeni vicdanlardır.
Yeni nefretler değil, yeni merhametlerdir.
Yeni duvarlar değil, yeniden kurulacak insan bağlarıdır.

Çünkü insanlık sevgiyi kaybettiği gün, kendini kaybeder.

Ve unutulmamalıdır:

Bir medeniyet önce sokaklarında değil, kalplerinde çöker.

Toplam okuma süresi0 dk · 0 oturum
Sıradaki HaberÜNİVERSİTELERİMİZ GERİLERKEN TÜRKİYE YÜKSELİR Mİ?

Yorumlar

0 yorum