Emine Erdoğan, enerji dönüşümünün yalnızca daha fazla temiz enerji üretmekle sınırlı tutulmaması gerektiğini belirterek, tüketim alışkanlıklarının da değişmesi gerektiğine dikkat çekti. Birleşmiş Milletler Genel Merkezi’nde düzenlenen enerji toplantısında konuşan Erdoğan, tek kullanımlık ürünlerin merkezinde olduğu “kullan-at” anlayışından uzaklaşılması ve döngüsel bir üretim-tüketim modeline geçilmesi çağrısında bulundu.
Birleşmiş Milletler Sıfır Atık Yüksek Düzeyli Şahsiyetler Danışma Kurulu Başkanı Emine Erdoğan, New York’ta gerçekleştirilen Uluslararası Enerji Ajansı Yüksek Düzeyli Enerji Dönüşümü Diyaloğu Toplantısına katıldı.
Toplantıda enerji dönüşümü ile sıfır atık yaklaşımı arasındaki ilişkiye dikkat çeken Erdoğan, iklim krizinin etkilerinin giderek daha görünür hale geldiğini belirtti. Son yıllarda art arda yaşanan sıcak hava dalgaları, orman yangınları, seller ve aşırı hava olaylarının, insanlığın doğal kaynakları kullanma biçiminin yeniden değerlendirilmesini zorunlu kıldığını ifade etti.
“DAHA FAZLA ENERJİDEN ÖNCE NEDENİ SORGULAMALIYIZ”
Enerji dönüşümünün yalnızca “daha fazla temiz enerji nasıl üretilebilir?” sorusu üzerinden ele alınmaması gerektiğini belirten Erdoğan, öncelikle neden daha fazla enerji tüketimine ihtiyaç duyulduğunun sorgulanması gerektiğini söyledi.
Kaynakların çıkarılması, işlenmesi, ürünlerin üretilmesi, taşınması ve tüketilmesi sırasında önemli miktarda enerji kullanıldığını belirten Erdoğan, tüketim sonrasında ortaya çıkan atıkların da aslında içerisinde enerji, doğal kaynak ve insan emeği barındırdığını vurguladı.
Bu nedenle sıfır atık yaklaşımının yalnızca çevre temizliğiyle sınırlı bir konu olmadığına dikkat çeken Erdoğan, meselenin aynı zamanda enerji verimliliği, kaynak güvenliği, ekonomik sürdürülebilirlik ve gelecek nesillerin yaşam koşullarıyla doğrudan bağlantılı olduğunu ifade etti.
KULLAN-AT YERİNE DAYANIKLI ÜRÜNLER
Konuşmasının öne çıkan başlıklarından biri tüketim kültürü oldu. Tek kullanımlık ürünlerin yaygınlaşmasının kaynak tüketimini artırdığını belirten Erdoğan, daha uzun ömürlü ve dayanıklı ürünlerin tercih edildiği bir sürdürülebilirlik anlayışının geliştirilmesi gerektiğini söyledi.
Üretim süreçlerinin daha başlangıç aşamasında atık oluşturmayacak şekilde tasarlanabileceğine işaret eden Erdoğan, ortaya çıkan atıkların da yeniden ham maddeye dönüştürülerek ekonomiye kazandırılabileceğini belirtti.
Bu yaklaşım, doğrusal ekonomi modelinden döngüsel ekonomiye geçiş açısından önem taşıyor. Geleneksel modelde kaynakların çıkarılması, ürünlerin üretilmesi, kullanılması ve sonrasında atılması esas alınırken, döngüsel modelde ürünlerin ve malzemelerin mümkün olduğunca sistem içerisinde tutulması hedefleniyor.
DOĞA DÖNGÜSELLİĞİN ÖRNEĞİ
Emine Erdoğan, doğanın kendi işleyişinin döngüsel sistem açısından önemli bir örnek oluşturduğunu söyledi.
Doğal sistemlerde bir canlının ortaya çıkardığı ürünün başka bir canlı veya süreç için kaynağa dönüşebildiğine dikkat çeken Erdoğan, insanlığın da bu döngüsel yapıdan ilham alması gerektiğini ifade etti.
Bu çerçevede sıfır atık anlayışı; atığın azaltılması, yeniden kullanımın artırılması, geri dönüşümün yaygınlaştırılması ve kaynakların ekonomik değerinin mümkün olduğunca korunması gibi başlıkları kapsayan daha geniş bir dönüşüm yaklaşımı olarak öne çıkıyor.
TÜRKİYE’NİN ENERJİ HEDEFİ
Emine Erdoğan konuşmasında Türkiye’nin yenilenebilir enerji alanındaki hedeflerine de değindi.
Türkiye’nin yenilenebilir enerji kurulu gücü açısından Avrupa’da 5’inci, dünyada ise 11’inci sırada bulunduğunu belirten Erdoğan, 2035 yılına kadar güneş ve rüzgar enerjisindeki toplam kurulu gücün 120 bin megavata çıkarılmasının hedeflendiğini söyledi.
Erdoğan, temiz enerji yatırımlarının sıfır atık yaklaşımıyla birlikte yürütülmesinin kaynakların daha verimli kullanılmasına katkı sağlayacağını ifade etti.
COP31 ÖNCESİ SIFIR ATIK VURGUSU
Türkiye’nin kasım ayında Antalya’da ev sahipliği yapacağı COP31 de konuşmanın önemli başlıklarından biri oldu.
Erdoğan, Sıfır Atık Projesi'nin COP31’in eylem gündemi kapsamında daha ileri taşınmasının amaçlandığını belirtti. Sıfır atık yaklaşımının üretimden tüketime kadar ekonomik ve sosyal hayatın farklı alanlarında dönüşüm sağlayabilecek bir araç olduğunu ifade etti.
Türkiye’de 2017 yılında başlatılan Sıfır Atık Projesi'nin zaman içerisinde uluslararası bir gündem başlığına dönüştüğünü belirten Erdoğan, haziran ayında İstanbul’da düzenlenen 2. Uluslararası Sıfır Atık Forumu’na da dikkat çekti.
Forumun 183 ülkeden 120 bakan ve 7 binden fazla katılımcıyı bir araya getirdiğini belirten Erdoğan, uluslararası işbirliğinin çevre ve sürdürülebilirlik hedefleri açısından önem taşıdığını söyledi.
ENERJİ DÖNÜŞÜMÜ VE SIFIR ATIK AYNI GÜNDEMDE
Toplantının temel mesajlarından biri, enerji dönüşümü ile kaynakların verimli kullanılması arasındaki bağlantı oldu.
Temiz enerji yatırımlarının artırılmasının yanı sıra enerji ve doğal kaynak tüketimini azaltacak üretim ve tüketim modellerinin geliştirilmesi gerektiği vurgulandı. Bu yaklaşım, iklim hedeflerinin yalnızca enerji üretiminde değil, üretimden tüketim sonrasına kadar bütün ekonomik sistemde ele alınmasını gündeme getiriyor.
Emine Erdoğan, sosyal medya hesabından yaptığı değerlendirmede de enerji geleceğinin doğayla uyum içerisinde şekillendirilmesi gerektiğini belirterek, Sıfır Atık yaklaşımının kaynakların değerini koruyan ve yeniden sisteme kazandırılmasını sağlayan bir yol gösterici olduğunu ifade etti.
Toplantının ardından gerçekleştirilen yuvarlak masa görüşmesinde enerji dönüşümü, sıfır atık ve sürdürülebilirlik konuları ele alındı. Görüşmelere Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, Türk Devletleri Teşkilatı Aksakallar Konseyi Başkanı Binali Yıldırım ve Sıfır Atık Vakfı Başkanı Samed Ağırbaş'ın yanı sıra çeşitli paydaşlar katıldı.
Emine Erdoğan’ın açıklamaları, iklim değişikliğiyle mücadelede yalnızca enerji kaynaklarının değiştirilmesinin değil, tüketim alışkanlıklarının, üretim modellerinin ve kaynakların kullanım biçiminin de yeniden düşünülmesi gerektiği mesajını öne çıkardı.
Türkiye’nin COP31 sürecinde sıfır atık yaklaşımını uluslararası iklim gündemiyle daha güçlü biçimde ilişkilendirme hedefi ise önümüzdeki dönemde sürdürülebilirlik politikalarının önemli başlıklarından biri olacak.
Yorumlar
0 yorum