Denizin tuzlu kokusunun rüzgâra karıştığı Gazze’de yaşayan çocuklar, gökyüzüne bakmayı çok severdi. Çünkü gökyüzü, her şeye rağmen aynıydı.Bu çocuklardan biri de Nihan’dı. O’nun en sevdiği şey, defterine resimler çizmekti. Evlerinin yanındaki nar ağacını, sokakta oynayan kedileri ve en çok da uçurtmaları çizerdi. Çünkü uçurtmalar, ona özgürlüğü hatırlatırdı.Bir gün ağabeyi Yusuf’la birlikte kendi uçurtmalarını yapmaya karar verdi. Eski gazete kâğıtlarını, birkaç ince çubuğu ve annesinin verdiği renkli ipleri kullanarak bir uçurtma yaptılar. Üzerine de tek bir kelime yazdı: “Umut”Uçurtmayı uçurmak için deniz kenarına gittiler. Rüzgâr hafif hafif esiyordu. Yusuf ipi tuttu, Nihan koşmaya başladı. Birkaç denemeden sonra uçurtma gökyüzüne yükseldi. Önce biraz sendeledi, sonra rüzgârı yakalayıp yükselmeye devam etti. Nihan başını kaldırıp uzun uzun baktı. “Bak,” dedi, “uçurtmamız gökyüzüne ulaştı.” Yusuf gülümsedi. “Belki de bizim hayallerimizi taşıyordur.”
Toplam okuma süresi4 dk 29 sn · 9 oturum
Yorumlar
0 yorum